26 Temmuz 2010 Pazartesi


Topluyordu yalnızlığıyla birlikte
tek tek biriktiriyordu kağıtları arkasındaki
kocaman demirden düzeneğe geçirilmiş çuvala
dolduruyordu.
taşıyordu onları yılmadan,
sıkılmadan koca bir gün taşıyordu yalnızlığıyla birlikte.
yalnızlığınıyla birlikte yollardan geçiyordu upuzun yollardan ama hiç bakmadan ardına...
düşünüyordu yalnızlığla tüm gün sadece düşünüyordu,
yanlızlığını ve kendini.
açıyordu kapakları yalnızlığıyla birlikte
kocaman kirli kapakları açıyordu bir bir
yılmadan ...
Bakıyordu ama görüyordu
insanları
İnsanların içini görüyordu yalnızlığla birlikte
Okuyordu yalnızlığla çöpe atılmış
Önemsenmemiş kağıtları okuyordu, yalnızlığla birlikte
Yürüyordu
Ağır ağır , her kare taşı ayağının atında hissederek yürüyordu
tüm gün
Sırtında kocaman çuvalı
yalnızlığla birlikte
geçiyordu evlerden, insanlar arasından her gün aynı yerden belki
aynı yüzlere aynı bakarak yürümeye kağıtları toplamaya devam ederek
yalnızlığla birlikte
gece olunca çekilrdi köşesine
O pis kokan darmadağınık evine
Yalnızlığını da unutmamıştı yine
Çizerdi tüm gece sadece çizerdi
veee
şarabı baş ucunda
demlenerek
Gördüklerini değil baktıklarını çizerdi
yalnızlıyla birlikte
Çizerdi adamları, kadınları, evleri
Çizerdi ciğeri beş para etmez insancıkları
İnsan postuna bürünmüş köpeklerini
Yalnızlığla birlikte
Gülmezdi
Gülümsemezdi bile yalnızlığıyla birlikte
Susardı hep susardı.
Bakardı
İnsanlara bakardı
insanların ona acıdığı gibi değildi bu bakışlar
anlamak için bakardı
çizmek için görürdü
yalnızlığı da yanında
yürüyordu bir akşam evine
yoldaşı yanında
dolduruyordu çuvalına kağıtları
yavaş yavaş, tek tek
yoldaş olmadı bu sefer ona yalnızlığı
kaza kurşunu dediklerinden olsa gerek
gören adamı
çizen adamı
vurdular
vurdular onu menekşe caddesinde
çöpün yanında
kendi gitti, kaldı geriye yalnızlık
gece 11:45’te



ELÇİN TUĞÇE